Çok mutluyum!Çünkü kar yağıyor.Karın yağması beni bir çocuk gibi sevindirdi.hemen pencereye koştum ve her tanesi birbirinden farklı olan ve asla bir birine çarpmadan yeryüzüne düşen o şahanelere baktım,düşündüm Allah çok dengeli yaratmış her şeyi…Şu minicik kar tanelerinde bile bir özen,kusursuzluk ve incelik var,bu mucize değil de ne?…Şu an nilüfer'in kar ile ilgili -Her yerde kar var- şarkısını dinleyerek yazıyorum yazımı ve ara ara dönüp bakıyorum yağan kara da gerçekten insanda hoş duygular oluşturan,yüzünü gülümseten bir manzara bu.Hatta hemen aynı şehirde yaşadığımız çok değerli bir arkadaşıma sanki karın yağışını o görmemiş gibi-Hey!Kar yağıyor,pencereden dışarı bak .-dedim…Ben de bir alemim işte…Her kez duysun istedim bu haberi,çok mühim bir şeymiş gibi…
Keşke hep yağsa kar diyor insan ve çıksam karda dolaşsam biraz….biraz daha çoğalsa kar ve kardan adam yapsam ,kızıma söylediğim –Kardan adam yapalım,burnuna havuç takalım,üşüyor bu havada boynuna atkı takalım-adlı şarkıyı gerçekleştirsem,pratiğe döksem şarkıyı…Ah ne güzel olur,hem de ne güze!Karın yağması küçük bir olay belki ama insan böyle küçük şeylerle mutlu olabilmeli…Bu da sanırım kişiye bağlı…Belki de bu atmosfer, yani etrafı kaplayan beyaz örtü,aksi olan,mutlu olmayı başaramayan insanların keyfini kaçırdı ha ne dersiniz ve şöyle dediler belki de o kişiler-Tüh bu lanet olası kar da neyin nesi,neden yağdı ki şimdi?Hava amma da kararsız ,bir bakıyorsun güneş çıkmış el sallıyor,bir bakmışsın sert bir fırtına tokat gibi çarpıyor ,üstüne üstlük bir de kar… Ama yoooooooo sakın,sakın kara laf söylemeyin.Buna izin vermem.Karın ne suçu var ki,onlar saf,temiz,katıksız,sizi mutlu etmekti amacı…Bel ki gülümsersiniz diye…Hadi siz de gülümseyin…Moraliniz düzelsin…Evet küçük şeylerdir büyük şeyleri yapan,küçük şeyleri küçümsemeyin…Mutlu olmayı bilin …yeter….
Arayışlar ,arayışlar...Bitmek bilmek arayışlarımız..
Ve biz arıyoruz..
Bazen ne aradıgımızı bilmeden ,bazen de aradıgımıza hiç ulaşamadan. Bazen yaşama sebebimiz aradıklarımız ,bazense yaşamla aramızdaki ince çizgi... Umutlarımız tükendikçe aradıklarımıza dair o çizgi inceliyor ,ve inceldikçe uçurumlarımız derinleşiyor hayatla aramızda.
Bazen buluyoruz aradıklarımızı, korkularımız alıp götürüyor elimizden.Bazense sırf korktugumuz için göremiyoruz sahip oldugumuzda onlara.Bazen hiç ulaşılamayacak düşlerin peşinde kalıyor arananlar. Bazense sadece düşlerimiz sonsuzlaştıgı için ulaşılmaz oluyorlar,ulaştıgımızda bile.
Ulaştıkça hep daha fazlası oluyor aradıgımız ve kazandıgımızı kaybetmek ugruna yeni arayışlar başlıyor ruhumuzda.
Sonu gelmiyor,vardıkça arama hırslarımız kamçılanıyor.
Ve biz yine arıyoruz...
Aradıkça umutsuzlaşıyoruz.Umutsuzlaştıkça hırslanıyoruz ve hırslandıkça yitiyoruz.Yitişlerimiz gözlerimizdeki perdeler oluyor.Ve aradıklarımız hep gözlerimize düşen sis bulutlarının ardına gizleniyor.Bulutlar çekiyorlar hırslarımızı ve biz tükenmek bilmeyen arayışlara yolalıyoruz tekrar tekrar.Tekrarlarımız arttıkça sonsuza gidiyoruz…adına "sonsuz" dediğimiz kimliklerde yolalmaya...
Kimimiz hayallerinin aşkı ugruna çıkıyor yollara. Kimimiz daha zengin rüyalar için...Kimimiz mutluluga ulaşmak adına..Kimimizse belki adını bile koyamadıgı sebepsiz sebepleriyle dökülüyor yollara.
Ve aradıkça aslında sonu gelmeyen yeni yolculuklar başlıyor.Her yeni yolculuksa yitirilenlerin sönümlenmesi oluyor.Ve silik kalıyor geride bırakılanlar,terk edilenler.
Peki ne arıyoruz ötelerde? ya da neden hep ötelerde kalıyor arananlar?
Belki yanıbaşımızda aradıgımız aşk.Ve belki sırf ötelere uzanan bakışlarımızla onu kaybetmek üzereyiz.
Belki zengin rüyaların fırsatları önümüzde açık duran kapıda gizli.Ve belki başka yerlerde aradıgımız için kayıplardayız şuan.
Mutluluk sandıgımız şey o kadar uzak ve sisli bulutların ardında değil oysa.Yudumladıgımız çayın sıcaklıgı kadar yanıbaşımızda.
Görmenizi engelleyen tüm sisleri atın bugün.Ve aradıgınız her neyse ötelere değil yanıbaşınıza bakın.onlar yanınızdan uzaklaşıp ötelere gitmeden...
Çalışma arkadaşlarınızın bazıları kaprisli,kompleksli ve hırslı mı?Bunu değiştirmek elinizde. İletişim kurmakta güçlük çeken insanları uzmanlar, “Zor insan” olarak adlandırıyor.Zor insanlar, toplumdan topluma ,kişiden kişiye göre farklı olarak tanımlansa da temelde benzer davranışlar gösteriyorlar.Tüm zor insanların inatçı,hırslı ve kaprisli oldukları görülüyor.Ancak unutmayın ki,insanları değil ama davranışları değiştirmek sizin elinizde. Pek çok kişi çevresindeki zor insanlardan şikayet eder.Evde,işte,okulda kısacası her ortamda zor insan bulunur.Oysa aslında_zor insan-diye bir şey yok.Zorlayıcı davranışlar var.Ve maalesef bazı insanlar sürekli bu şekilde bir davranış içinde bulunuyorlar. “Coping with difficult people-Zor İnsanlarla Başa Çıkmak” kitabının yazarı Robert M.Bramson,bazı insanların neden farklı tavırlar sergilediklerini şöyle açıklıyor: -Bazı insanlar karşılarındakinin performansını ve onların şevkini kırmak için bilerek zor tavırlar sergilerler.-” Her zor insan birbiriyle aynı davranışları sergilemez.Bazı zor insanlar sürekli konuşup hiç dinlemezken,diğerleri de hep son sözü söylemeyi tercih eder.Kimisi sizi sürekli eleştirir.Bazısı sessiz,bazısı da agresif olabilir.Uzmanlar zor insanların davranışlarını şu şekilde belirtiyor: *Eğitimi ve bilgisi yetersiz olmasına rağmen kendisini çok iyi sananlar. *Bilgisi ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen kendisini iyi sananlar. *Öncelikleri belirlemede beceri sahibi olamayanlar. *Hatasını olgunlukla kabul edemeyen,sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmak isteyenler. *Yavaş düşünen ve hareket edenler. *İşleri karıştıranlar. *Hiç konuşmayanlar,bilgiyi zorla ağzından aldığınız kişiler. *Yanlış anlamakta ısrar eden… *Karşısındakinin söylediklerine önem vermeyen. *Konum farklılıkları nedeniyle görüşürken o farklılığı hissettiren kişiler. *Karşılarındakilere saygı göstermeyen. *Sürekli kendi yaptığı şeyin önemli olduğunu düşünen; *Sürekli olaylar ve etrafındakiler üzerinde kontrol oluşturmaya çalışanlar *Empati kuramayanlar *Her zaman -ben haklıyım- diyenler… Peki zor insanlara yaklaşım nasıl olmalıdır? Diye bir soru aklınıza gelebilir…Az önce sayılanların dışında daha bir çok –zor insan- özelliği vardır.Ancak ben yukarıda bahsettiğim birkaç özelliğe, uzmanların bilgilerinden yaralanarak başa çıkma yöntemleri sunacağım. *Agresif insanlar:Saldırgan davranışlar içinde bulunan bu kişiye sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve size yönelik saldırgan tavırlara kendinizden emin bir şekilde karşılık verin. *Her şeyi bilen zor kişiler: Bu kişilerle mücadele ederken iyi hazırlanmak gerekir.Asla meydan okumayın.Aksine yeteneklerini övün.Ama gerektiğinde hatalarını ortaya çıkaracak sorular sormaktan çekinmeyin. *Şikayetçi zor insanlar: Karşılarındakine güvenmezler.Kendilerine olan güvenleri de çok değildir.Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz,her şeyden ve herkesten şikayet eden bir tavır içine girerler.Bu insanlara -Başkalarının göremediklerini görüyorsun- şeklinde onların güvenlerini arttıracak cümlelerle yaklaşın.Dinleyin ama asla tartışmaya girmeyin.ona karşı savunmacı davranmayın. Evet işte böyle.Yazıyı okudunuz.Ben de yazıyı yazarken okumuş oldum kelime kelime…Peki o halde önce kendime sorayım :Bu yazılanlara göre ben zor bir insan mıyım?Cevabım bana kalsın ve sizde yazdıklarımı okuduktan sonra kendinize sorun –Zor bir insan mıyım?Değil miyim? Deyin ve öz eleştirinizi yapın…Yazının başına da belirtildiği gibi -İnsan değiştirilemez belki ama yanlış davranışlar değiştirilebilir- yeter ki bunun farkında olalım,düzeltmek için kendimizi çaba harcayalım…Yoksa zor insan olur adımız…Adınız